Yeni bir yılın gelişi her zaman yeniliklerin ve başlangıçların sembolü olarak kabul edilir. Ancak tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınının ciddi bir dönüşümü beraberinde getirmesi sebebiyle, 2021’in her anlamda 2020 yılının yarattığı etkilerin gölgesinde şekilleneceğini öngörmek zor değil.

Yaşanan pandemi süreciyle tüm dünyada alternatif çalışma modelleri gelişti. Gartner tarafından yapılan bir araştırmada, işletme yöneticilerinin %82’sinin çalışanlarına uzaktan çalışma izni verdikleri işaret edildi. Farklı araştırmalar da, her dört işletmeden birinin pandeminin sona ermesi durumunda dahi eski çalışma modellerine dönmeyeceğini ortaya koyuyor.

Çalışanların uzaktan çalıştığı ve sadece gerekli olduğu zamanlarda ofise geldiği yeni bir model olarak tanımlanan “hibrit çalışma” modelinin 2021 yılında trend olacağını söylemek yanlış olmaz. Hibrit çalışma modeli hakkında yapılan anketlerde de çalışanların büyük çoğunluğunun bu modele sıcak baktığı ortaya çıktı. İstihdam uzmanı Alicia Tung, Çin’de 10 yıl içerisinde çalışma hayatının %60 oranında eve taşınacağı yönünde bir tahminde bulunuyor.

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) ses getiren “The Future of Work” (İşin Geleceği) raporunda çalışanların pandemi sonrasında da yine daha esnek bir çalışma alanına sahip olmak istedikleri söylenmektedir. Yine aynı raporda katılımcıların sadece %24’ünün ofis ortamını çalışmak için daha verimli bulduklarını dikkat çekicidir. Bu çalışmalar, 2021 yılında hibrit çalışma modelinin uygulandığı alanların artış göstereceğini kanıtlar niteliktedir. Ofislere dönüşümlü olarak gitmenin etkisiyle herkese bir oda ya da bir masa temin etmek yerine paylaşımlı ofis ya da paylaşımlı masa yönteminin de popülerleşeceğini öngörmek mümkün.

“On-demand economy model” (talep üzerine çalışma modeli) de olumlu ve olumsuz yanları ile tartışmalara konu olan ancak 2021 yılında adını sıkça duyacağımız bir yöntem olarak karışımıza çıkacak. Bu modelde işletmeler, tam zamanlı olarak kadrolarında bulundurmadıkları ancak talebe göre değerlendirecekleri bir işgücü havuzu oluşturuyor ve nitelikli işgücünü lokasyondan bağımsız olarak istihdam etme fırsatına sahip oluyor. Bu model tam zamanlı olarak tek bir firma çatısı altında çalışmak istemeyen kişilere hitap ediyor. Çalışanlar açısından bir başka avantaj da artık iş için bir yerden bir başka yere taşınmak durumunda kalınmayacak olması.

Evden çalışma ve uzaktan çalışma ise 2020 yılını geride bırakırken artık yenilikçi çalışma modelleri arasında kabul edilmiyor. Onun yerine serbest çalışma (freelance) modeli ve aynı işte kısa süreli deneyim elde etmeye dayalı “nano degree” ve “nano job” modelleri öne çıkıyor. Ekiplerin kurulması için artık çalışanların da bir arada bulunması şart değil. Lokasyondan bağımsız olarak dünyanın farklı yerlerinde bağımsız ve serbest çalışanlardan oluşan ekiplerin önümüzdeki yıllardan itibaren çalışma hayatına damga vurması bekleniyor.

Esnek çalışma modellerinin bugün bu denli yaygınlaşması aslında sadece bir başlangıç. Yeni çalışma modelleri, iş yaşamına dair pek çok farklı seçenek sunuyor ve bu durumun tekdüze çalışma yöntemlerine göre verimliliği arttıracağına kesin gözüyle bakılıyor.

2021 yılının yeni fırsatlar ve seçeneklerle dolu ve verimli bir yıl olmasını ümit ediyoruz.