17 Haziran 2020’de DEİK Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Özdemir’in moderatörlüğünde, DEİK Başkanı Nail Olpak ve EBRD Başkanı Sir Suma Chakrabarti’nin konuşmacı olarak yer aldığı “DEİKEUTALKS: EBRD ve Türkiye: İleriye Doğru” webinarında aldığım notları sizlerle paylaşmak isterim. ​ Bu vesileyle DEIK Başkanı Nail Olpak’a, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Özdemir’e ve EBRD Başkanı Sir Suma Chakrabarti’ye oldukça faydalanacağımızı düşündüğüm kıymetli bilgiler için teşekkürlerimi iletmek isterim.

Bu yazıda Türkiye ve EBRD arasındaki işbirliğinin, gerçekleştirilen projelerin ve yatırımların getirdiği faydaları, ülkemizin Covid-19 sürecinde bilhassa ihracattaki fırsatlarından, potansiyel ve pandeminin yarattığı hasarları ve oluşturduğu yeni kapılardan bahsedeceğim. 1991 yılında katıldığımız EBRD ile bu zamana kadar 300’ü aşkın proje gerçekleştirdi, enerjiden tarıma pek çok sektör desteklendi ve halihazırda devam eden 12 milyar euro değerinde 235 projesi faaliyet göstermektedir. Bu ortaklığın değerinin bilhassa birkaç tanesine, aldığım notlar doğrultusunda değinmek isterim:

Bu birliktelik, Türk şirketlerinin yurtdışında iş yapmalarının kapılarını açmıştır. EBRD’nin kuruluş amacı doğrultusunda sağlam ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmesi özel sektörü, tüm proje finansmanına belirli çevresel ve sosyal standartlar uygulamaya teşvik etmektedir Covid-19 pandemisi ile tüm dünyanın düzeninin değiştiği şu günlerde ülkeler, imkanlarının elverdiği ölçüde halk sağlığını korumaya çalışırken olağanüstü önlemler de beraberinde geldi.

Diğer yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi: küresel ekonomi büyük bir sınavdan geçmektedir. Kimisi için mevcut iş düzeni geri dönülmez şekilde etkilenirken, kimileri için de yeni fırsatlar anlamına gelmekte bu dönüşüm. Türkiye ve EBRD için de büyük önem taşıyan dijital ekonomi ise, dünyadaki bu krizde fark atarak kazananların başında gelmektedir. Haliyle, yakın gelecekte de rolünün ivme kazanacağını rahatlıkla öngörülmektedir.

Sayın Ebru Özdemir’in konuşmasından sonra Sayın Nail Olpak sözlerine, bilgi ve iletişimin hayati önem kazandığı günümüzde Avrupalı dostlarımızın bu kapsamdaki konumunu vurgulayarak başlamaktadır. Doğu ve Batı’nın buluşma noktası olarak görülen ülkemizde, bilhassa pandemi süreciyle birlikte ekonominin ve tedarik zincirinin kırılganlığı tüm ülkelerin malumu.

Yazının başında da bahsettiğimiz, desteklenen sektörler ve yatırımların AB ile olan sürece de ekstra katkıda bulunduğunu görülmektedir. Pandemide elbette insan sağlığı, insan hayatı öncelikli konumdadır, bununla birlikte bir noktada ekonominin de düzelmesi ve iyileşme gerekliliği kaçınılmazdır. Türkiye’nin alacağı hijyen şartları ve uygulamaları doğrultusunda yabancı yatırımları teşviğe devam etmesi beklenmekte, böylelikle yatırım ve krediler,anahtar endüstriler için önemli olacak ve KOBİ’ler büyüyebilecektir. Yenilenebilir enerji, sağlık, ulaştırma gibi ekonomik büyümenin önemli bir parçası olan sektörlere yapılan yatırımlara devam edilmelidir. Ülkemizin eşsiz konumu, bize 2 büyük avantaj sağlamaktadır:

  • İlki; üretim donanımındaki çeşitliliğimiz ve Türk üretiminin kalitesi.
  • İkincisi ise Türk yetkililerin, Türkiye’deki yatırım ortamını iyileştirmek istemesidir.

Türkiye’nin eylem planları uzun vadeli sürdürülebilir ekonomik büyümeye dayanıyor ve bu nedenle tüm ekonomik reform programları artan üretim, Ar-Ge ve ihracata dayanmaktadır.

Özel sektör bu süreçlerin merkezinde yer almakta ve bütçenin önemli bir kısmı teşvik programları için kullanılmaktadır. EBRD ve Türk üreticiler arasında daha fazla işbirliği gerçekleştirilmesi planlanırken, nitekim Türkiye ile Avrupa arasında daha güçlü bir ticari ilişkinin gerekliliği de vurgulanmaktadır. Nitekim bunu mümkün kılan girişimci ruha, genç, yüksek eğitimli bir nüfusa ve bizi bariz bir aday yapan kültürel ve coğrafi yakınlığa sahip olduğumuzun altı tekrar çizilmektedir.

Ülkemizin de küresel ekonomideki yeri ve önemi büyümeye devam edeceğinden bahsedilmektedir. Bunu sağlayacak planlamaların başında yenilenebilir enerjiden e-mobiliteye kadar pek çok başlık gelmektedir. EBRD Başkanı Sir Suma Chakrabarti ise sözlerine, Türkiye’nin ekonomik gücüne ve potansiyeline olan inancını ve umudunu belirterek başlıyor. EBRD’nin Türkiye ile hem iyi hem kötü gün dostu olduğunu, bununla birlikte Türkiye’nin kilit operasyon konumunda olması nedeniyle kendileri için olan önemini de vurgulamadan geçmiyor.

  • 12 milyar euro ile Türkiye, EBRD ‘nin yatırım yaptığı diğer yerlerden çok daha
    büyük.
  • Arka arkaya 4 yıl boyunca Türkiye, EBRD’nin en büyük operasyon ülkesi oldu.
  • “Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı” ile Türkiye’de
    20.000 iş kadınına destek olundu.

EBRD’nin Türkiye’deki çalışmalarımız için dört ana öncelik öngörmektedir:

  1. Finans sektörünün direncinin güçlendirilmesi ve yerli sermaye ve finans
    piyasalarının geliştirilmesi
  2. Türkiye’nin bilgi ekonomisini ve katma değeri daha yüksek faaliyetlerin teşvik
    edilmesi
  3. Özel sektör yoluyla ekonomik katılımın ve cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi
  4. Türkiye’nin yeşil ekonomiye geçişini ve bölgesel enerji bağlantısının
    hızlandırılması.

Türkiye’nin bu dönemde ihracat alanında en çok kazananlardan biri olacağına değinilmektedir.2020’de Türkiye GSYİH’sinde ciddi bir daralma beklenirken buna karşılık 2021 yılında ise yaklaşık %6 lık bir iyileşme öngörülmektedir. Öyle ki, ​ The Economist​bile, son zamanlarda “salgını çok daha iyi idare ettiğimizi” kabul ettiğini yazmasını örnek veriyor.