Ülkeler arasında savunma diplomasinin bir aracı olan savunma ihracatı, yerel operasyonel yetenekler geliştirmeye sağladığı katkıya ilave olarak taraf ülkeler arasındaki sistem seviyesi çalışabilirliğini de arttırır. Stratejik ve ekonomik olarak önem arz eden “kendine yetebilirlik” ve “yerlileştirme” kavramları, Türkiye’nin de büyüme hedefleri kapsamında savunma sanayisini yol gösterici olarak belirlemesine neden olmuştur. Ancak iyi kurgulanmış bir ihracat stratejisi olmadan yerli üretimi maksimize etme politikası istenen sonuçları vermeyecektir.

Son yıllarda savunma teknolojileri açısından önemli adımlar atan Türkiye’nin, geçmesi gereken aşamalardan biri de yeni ürün geliştirerek küresel üretim ve satış ölçeğini büyütmektir. Nitekim, sadece iç talebe dayanan bir savunma sanayi, AR-GE ve üretim için yatırımlar açısından sınırlı kalacak ve sürdürülebilir bir küresel rekabet gücünü doğurmayacaktır. Bu çerçevede, savunma ürünlerinin ihracatı kritik önem arz etmektedir.

Savunma ihracatı için özel teşvikler ve programlar, dış ticaret politikaları kapsamında Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili oda, dernek ve kümelenmelerin istişare içinde belirledikleri sektörel hedef ve stratejilerine yönelik yol haritalarının koordineli icrası ile mümkün olacaktır. Ayrıca ihracatta alıcı ülkenin finansman ihtiyacının da karşılanması, ekonomik ölçekte zayıf müttefik ülkelere yapılacak ihracatı finanse etmek için önemli bir stratejik hamle olacaktır.

Türk Savunma Sanayii, ihracat hedeflerinde her bir potansiyeli değerlendirebilecek hatta potansiyel yaratma girişimlerinde oyun kurucu rol alabilecek dinamiklere sahip olmalıdır.

 

SASAD ve SSİ İhracat İş Birliği Protokolü

Yukarıda değindiğimiz nedenlerden ötürü sektör temsilcilerinin katılımıyla, ihracatı geliştirme ve kolaylaştırma organı ya da iş birliğinin kurulması önem arz etmekteydi. Tam da bu ihtiyacı gidermek amacıyla Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSİ) ile Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SaSaD) bir iş birliği protokolü imzalamış; imzalar, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in himayesinde, Savunma Sanayii Başkanlığında yapılan bir törenle atılmıştır.

Söz konusu protokolle, savunma ve havacılık sanayisini mevcut durumundan daha iyi noktalara taşımak, ülkenin savunma ve havacılık ürünlerine yeni pazarlar bulmak veya mevcut pazar paylarını geliştirerek, sektörün ihracatını arttırmak amaçlanmış, aynı zamanda SSİ ve SaSaD arasındaki iş birliği, koordinasyon ve paylaşımın güçlendirilmesi de hedeflenmiştir.

Protokol kapsamında, problemleri ve gelişme alanlarını tespit ederek çözüme yönelik uygulamaları hayata geçirmek üzere bir yürütme kurulu oluşturulacak; iki kuruluş, sektörün gelişimine yardımcı olacak çalışmalarda kullanılmak üzere, sahip oldukları ve paylaşılmasında kısıtlama olmayan bilgi ve belgeleri paylaşacaktır.

Gelinen noktada yeni ihracat modelleri, metotları ve teşebbüslerinin konuşulması, yeni stratejiler belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken  Prof. Dr. İsmail Demir,  “Aynı şeyleri yaparak aynı sonuçları alırsınız. Biz bir şeyler yaparak belirli sonuçlar aldık. Belirli bir eşiği geçmek istiyorsak sektör, paydaşlar ve SSB olarak oturup daha iyi nasıl yapabiliriz, neyi değişik yaparak nereye varabiliriz diye bir strateji çalışması yapılması gerektiğine inanıyorum.” diyerek iş birliğinin önemini ifade etmiştir.

İsmail Demir, “Savunma ve havacılık sanayisinde önemli gelişmeler görüyoruz. Bu gelişmeler bizim için yeterli değil. Özellikle ihracatta önemli beklentilerimiz var. Bu teşebbüsün oturup yeni ihracat stratejilerinin metotlarının çalışılması için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu çalışmalara destek vermek ve içinde bulunmakla ilgili tam bir irademiz var. Kolları sıvayıp, bu meseleyi burada bırakmayıp işe koyulmak gerektiğine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

 

Sonuç Odaklı Bir İhracat Modeli Nasıl Olmalıdır? 

Uluslararası piyasaları yakından takip etmek, fırsatları değerlendirmek, hedef pazar bulmak ve bu pazarların alıcı olabileceği ürünleri nitelik ve nicelik yönünden belirleyebilmek sistematik çalışmalar gerektirmektedir. Bu noktada etkili bir ihracat modelinin bileşenlerine değinmek gerekir. Öncelikle ihracat çalışmaları proje yönetim mantığı ile ele alınıp belirli bir sistematik içerisinde yürütülmelidir. Aşağıda sırasıyla belirtilen çalışmalar, sonuç odaklı bir ihracat modeli için sağlam bir zemin oluşturulmasında faydalı olacaktır. Bu çalışmalar alanında tecrübeli ve donanımlı bir ekip tarafından yürütülmeli ve firmaların ilgili organları tarafından düzenli olarak denetlenmelidir.

  1. Dijital kurumsal kimlik eksikliklerinin giderilmesi
  2. Dijital pazarlama kanallarının doğru kullanımı
  3. Ürün ve firma özelinde rekabet avantajlarının doğru tespiti
  4. Hedef pazar tespit çalışmalarının büyük veri çıktıları ile temellendirilmesi
  5. Potansiyel firmaların ve temasa geçilecek kişilerin belirlenmesi
  6. Her bir hedef firma yetkilisi ile doğrudan iletişime geçilmesi
  7. İletişime geçilen her bir firmanın tüm temas akış süreçlerinin kaydedilmesi ve düzenli takip temaslarının sağlanması

Tüm bu süreçler güncel iletişim kanalları ve CI (Competitive Intelligence) yazılımları vasıtasıyla desteklenmeli, mevcut dış ilişkilerin seyri ve eğilimleri ile koordineli bir şekilde yürütülmelidir.

Firmalarımızın ihracatta başarılı olabilmeleri için sadece personel sayısı, sermaye miktarı ya da üretim kapasitesi gibi niceliksel değerlere sahip olmaları yeterli değildir. Günümüz işletmelerinin globalleşme olgusu karşısında, dünyadaki rakipleriyle rekabet edebilmek açısından aktif, girişken ve risk üstlenebilen yetkin yöneticilere de ihtiyacı olduğu bir gerçektir.