DANIŞMANLARIMIZA ULAŞIN

WHATSAPP'TAN ULAŞIN

TELEFON İLE ULAŞIN

E-MAIL İLE ULAŞIN

Sürdürülebilirlik Ekosisteminde Sürdürülebilir Finans

Finans sektörünün sürdürülebilir kalkınma için oldukça büyük etkiye sahip bir kavram olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Sürdürülebilir finans, finansal anlamda sürdürülebilirlik araçlarının neler olduğunu tanımlarken, bu araçların çevresel etkilerini görebilen, ilerleme ve gelişme odaklı aktörleri merkezine alan, iç ve dış tüm etmenleri değerlendiren bir kavramdır. Finansal sürdürülebilirliğe ilişkin soruların cevabını doğru şekilde anlayabilmek için öncelikle sürdürebilirlik kavramı ve içinde bulunduğu çerçeve anlamlı hale getirilmelidir.

Sürdürülebilirlik Kavramı ve Finansal Gereklilik

İngiltere’de 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve kısa sürede bütün dünyaya yayılan Sanayi Devrimi; politik, ekonomik ve sosyal alanlarda pek çok sonucu beraberinde getirmiştir. Fabrikalaşma; üretim faktörlerinde hızlı değişimler ve ilerleyen yıllarda ürettiğinden çok tüketen, tüketirken de çevreye ve insana verdiği zararı göremeyecek kadar körleşen toplumlar olmaya bizi itmiştir. Bu süreçte görece daha kolay ulaşılabilen ve daha kolay kullanıma hazır hale getirilebilen, yoğun teknoloji hamleleri istemeyen bir kaynak olarak kömür pek çok alanda hayatımıza dâhil olmuştur. Yenilenemeyen bu sınırlı kaynağa, petrol ve doğalgazın da eklenmesi, enerji üretiminde ciddi sorunlar ile karşı karşıya kalmamıza sebep olmuştur. Yoğun sanayileşme ve bahsedilen kaynakların kullanımı karbondioksit seviyesindeki artış ve beraberinde gelen küresel iklimdeki değişim ile çözülmesi gereken çok önemli bir sorun olarak insanlığın karşısında yer almıştır. Artan üretim ihtiyacı beraberinde çok fazla hammaddenin tüketimi ve dolayısıyla sentetik ürünlerin ve kimyasalların aşırı kullanımını ortaya çıkarmış bu bileşenler başta hava toprak ve su kirliliği, biyoçeşitliliğin azalması, insan haklarında gerileme, bölgelere göre artan yoksulluk olmak üzere pek çok sosyal ve çevresel sorunların çıkmasına sebep olmuştur. Bazı ülkeler artan gelir artışı ile tüketim patlaması yaşarken bazı ülkeler ise bu durumun tam tersi olarak yoksulluk problemi ile karşı karşıya kalmıştır. Yoksulluk sürdürülebilirliğin önünde büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan yoksulluk sürdürülebilir olamamanın yarattığı bir sorun olarak da düşünülebilir. Yoksulluk beraberinde yetersiz eğitimi getirerek durumu kısır bir döngüye çevirmekte ve zincirleme bir etki yaratarak insana yakışır yaşamı oluşturma düşüncesinin gerçekleştirilmesini zorlaştırmaktadır.

Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2016 yılının Ocak ayında yürürlüğe giren, dünya genelinde yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegeni korumak, insanların barış ve refah içerisinde yaşamasını sağlamak amaçları ile 2030 yılına kadar çözülmesi hedeflenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına (SKA) yönelik faaliyetler için önemli düzeyde yatırıma ihtiyaç duyulmakta ve bu yatırımların gerçekleştirilebilmesi için ciddi finansal kaynağa ulaşılması gerekmektedir.

Finans Sektöründe Sürdürülebilirlik

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, 2019 yılında, AB İklim Yasası ile 2050 yılı için hedeflenen sıfır emisyon veya bir diğer adıyla iklim nötr hedefleri ile çeşitli adımlar atmışlardır. Bu doğrultuda 2050 iklim nötr hedefine ulaşmanın etkin maliyetli olacağı su götürmez bir gerçek iken sosyal anlamda adil ve dengeli olması gerektiği de kritik bir başka konudur. Bu anlamda Avrupa Komisyonu çerçevesini çizdiği Yeşil Mutabakat ile modern kaynakları etkin bir biçimde kullanan, iklim nötr, adil ve refah içinde yaşayan bir topluluğa dönüşme hedefini gerçekleştirirken üçüncü tarafların eşzamanlı olarak bu sürece katılmasını öngörmektedir. Yeşil Mutabakat ile temiz ve döngüsel ekonomiye geçerek kaynakların etkin kullanımını sağlamak, biyoçeşitliliği korumak ve kirliliği azaltmak hedeflenmektedir. Bu dayanak noktaları ile mutabakat aksiyon planı, adil ve kapsayıcı bir geçiş sağlayabilmek için ihtiyaç duyulan yatırımların ve bunların gerçekleştirilebilmesi için kullanılacak finansal araçların ana çerçevesini belirlemiştir.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) yayınladığı tahminlerinde sürdürülebilir kalkınma amaçlarının yerine getirilebilmesi için 5 ila 7 trilyon dolar düzeyinde bir yatırıma ihtiyaç duyulduğunu öngörmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin durumu ile bir değerlendirme yapıldığında ise yaklaşık 2.5 trilyon dolar finansman açığı olduğunu belirtmektedirler. Ancak bu rakamlar Covid-19 salgını öncesi dönemde geçerlidir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından yapılan 2020 yılındaki öngörüsü ise bu tutarın 4.2 trilyon dolar olacağı yönündedir. Bu finansman açığının kapatılması noktasında finans mekanizmaları çok büyük önem taşımaktadır.

Geleneksel finans, yalnızca finansal risk ve getirinin üzerine odaklanmasına karşın sürdürülebilir finans finansal, sosyal ve çevresel getirilerin üzerinde durarak alışkın olduğumuz anlamdaki ortaklık modelinden ziyade geniş anlamlı paydaşlık modeline geçişin bir anahtarı olarak değerlendirilebilir. Şirketlerin çalışma modellerine çevresel sosyal yönetişim (ÇSY-ESG) faktörlerini entegre etmeleri, finansal mekanizmalar tarafından yansıtılabilen riskleri azaltarak bir koruma alanı oluşturmalarını sağlayacaktır. Bu noktada işleyişlerinde ESG kriterlerine dikkat eden, kurumsal olarak sürdürülebilir olma yolunda bazı maliyetlere katlanan şirketler için özel bir fonlama ihtiyacının oluşması ile Sürdürülebilir Finans Araçları hayatımıza dahil olmuştur.

Finansal Araçlar Nelerdir?

Bu amaçlar doğrultusunda finansal kuruluşlar çeşitli alternatifler geliştirmektedir. Bunlardan ilki yeşil kredilerdir. Finansal düzenleyiciler, çevre dostu projelerin hayata geçirilebilmesi için bankaları motive etme düşüncesi çerçevesinde enerji verimliliği, karbon emisyonunun azaltılması gibi konularda yapılması planlanan projelere fon sağlamak amacıyla yeşil kredi mekanizmalarını öne sürmüşlerdir. Dünya Bankası başta olmak üzere pek çok finansal kurum geliştirdikleri yeşil krediler ile çeşitli çevresel sorunların azaltılmasına karşı geliştirilecek projelerde kullanılması için kredi imkânı sağlamaktadır. Bu çerçevede Dünya Bankası 212,5 milyon dolar tutarındaki ilk yeşil kredisini Ocak 2020’de hava kirliliği problemi ile savaşan ve bu doğrultuda proje geliştiren Vietnam’da faaliyet gösteren VPBank’a tahsis etmiştir.

Bir başka sürdürülebilir finansman aracı olan yeşil borsalar ise yatırımcıların pay senedi yatırımlarında şirketlerin çevre dostu olma durumlarını dikkate almaya başlamaları üzerine yatırımların yalnızca belli bir yeşil şirket hisselerine yönelmesinin önüne geçmek, portföy çeşitlendirmesi kısmında yatırımcıları belli kıymetlere bağlı kılmamak adına oluşturulmuştur.

Dünyanın ilk yeşil borsası olan Lüksemburg Yeşil Borsası, Londra, Nijerya ve Johannesburg Borsaları ile ortak bir rapor hazırlayarak sunmuş ve bu piyasalara yapılabilecek katkılar hakkında bilgi aktarmışlardır. Yeşil tahvil rehberleri geliştirme, yeşil tahvil ya da emisyon ticaret endeksleri oluşturma şeffaflığı arttırarak piyasada iletişim ve iş birliğini teşvik etme, piyasanın eğitimini sağlama olarak katkılarını sıralamışlardır.

Uluslararası Sermaye Piyasası Birliği’nin koordinasyonluğunda 2018 yılında Yeşil Tahvil İlkeleri (GBP) çerçevesinde arz edilen diğer bir sürdürülebilir finans aracı olan yeşil tahvil, kazancın bir kısmı ya da tamamı, yeni geliştirilen ya da hâlihazırda var olan yeşil projelerin finansmanına aktarılan tahviller olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda yeşil tahviller sürdürülebilir projelerin fonlanmasında çok büyük önem teşkil edip, borçlanma piyasalarının gelişimine olumlu etki sağlama amacı taşıması ile birlikte hem kanun koyucular hem de yeşil projelere yatırım yapma isteğindekiler için büyük önem taşımaktadır.

Sürdürülebilirlik kavramı doğrultusunda her ne kadar kaşımıza yeşil kavramı ile başlayan finansal araçlar çıksa da büyük sosyal etkiler yaratmak amacıyla hayata geçirilmesi hedeflenen projelere kaynak sağlanması amacıyla sosyal tahviller ön plana çıkmaktadır. Artan dünya nüfusu, iklim değişiklerinin beraberinde getirdiği sosyal ve insani problemlere çözüm üretme gayesi ile çerçevelenen projeleri hayat geçirmek büyük önem taşımaktadır. 2018 yılında yayınlanan Sosyal Tahvil İlkeler (STİ) düşük maliyetli altyapı, uygun fiyatlı konut, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara erişim alt başlıkları ile bu projelerin hedeflerini açıklamaktadır. Sosyal tahviller sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için ortaya çıkmış, görece olarak daha esnek, daha yalın yapılar olarak açıklanmakta olup halen yeşil tahvillerin gerisinde kalmış durumdadırlar.

Sürdürülebilir Finans Noktasında Türkiye

Sürdürülebilir finans bağlamında dünya sürdürülebilir finans uygulamalarına uzun zamandır uyum sağlamaya çalışmakta olan Türkiye’de söz konusu finansman araçları hala tam olarak yaygınlaşmış değildir.

Çevre Kanunu 1983 yılında ülkemizde yürürlüğe girmiş lakin biyoçeşitliliğin ve sulak arazilerin korunması gibi konular 2006 yılında Çevre Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenlenmiştir. Türkiye’deki bankalar hayati önem taşıyan sürdürülebilir finansman yarışına ancak 2012 yılında dâhil olabilmişlerdir. Bununla birlikte son yıllarda Türkiye’deki finans kuruluşları konuyla ilgili çeşitli düzenlemeler hayata geçirmiştir.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 2016 yılında 300 milyon dolarlık beş yıl vadeli ilk yeşil tahvil ihracını gerçekleştirmiştir. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyesi 7 banka 2017 yılında Küresel İlkeler Türkiye Sürdürülebilir Bankacılık ve Finans Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Küresel İlkeler Türkiye Finansman Bildirgesini imzalayarak bu konudaki ilk önemli adımı atmışlardır.

Yeşil borçlanma araçlarının kullanımını teşvik ederek sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacak projelere yönelik yatırımların çeşitlendirilmesini hedefleyen Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 2021 yılında ‘Yeşil Borçlanma Aracı ve Yeşil Kira Sertifikası Rehberi’ taslağını yayınlamıştır.

T.C. Ticaret Bakanlığı ise 2021 Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı yayınlamıştır. Bu çalışma kapsamında; sınırda karbon düzenlemeleri, yeşil ve döngüsel bir ekonomi, yeşil finansman, temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı, sürdürülebilir tarım, iklim değişikliği ile mücadele, sürdürülebilir akıllı ulaşım, diplomasi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerini içeren 9 ana başlık altında belirlenen hedefler doğrultusunda var olan finansman olanaklarından en fazla ve en iyi şekilde fayda sağlanması için teşvik faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadır.

Sonuç

Tüm bu gelişmelerin değerlendirilmesi neticesinde, sürdürülebilir kalkınmaya aracılık eden finansal piyasaların rolünün gün geçtikçe artması ve sürdürülebilirlik felsefesinin tüm şirketler için uygulanır hale getirilmesinin büyük önem arz ettiği görülmektedir. Dünya genelinde sürdürülebilir finans sistemi üzerine ilgi artarken, ülkemizde atılan adımlara rağmen hala yeteri kadar yol katedilemediği gözlemlenmektedir. Başta bankalar olmak üzere şirketler de sürdürülebilir finansal araçları kullanarak üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye çalışmalıdır. Yeşil endüstrilerin teşvik edilmesi, sürdürülebilir projelere ve kredilere çeşitli avantajlar sağlanması, Ar-Ge yatırımlarının teşvik edilmesi, toplumsal farkındalığın yaygınlaştırılması için gerekli eğitimlerin düzenlenmesi ve aktörlerin bilinçlendirilmesi büyük önem teşkil etmektedir. Ülkemizdeki yenilenebilir enerji kaynakları düzgün ve efektif değerlendirilmeli ve enerjide kömüre olan bağımlılık yerine yenilenebilir enerji kullanımına geçilmelidir. Sürdürülebilir olmayan, doğaya, insana zarar veren aksiyonlar yerine ekonominin tüm unsurlarının farklı şekillerde konuya destek olmaları gerekmektedir. Yüzyıllardır doğaya verilen zararın sorumlusu olan insanoğlunun bu zararı bertaraf etmesi gerekmektedir. Atılacak her adım daha yaşanabilir bir gelecek için hayati bir yapı taşı olacaktır.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makalelerimiz

Menşe

Makaleyi Okumak İçin Tıklayınız

Marka Stratejisi

Makaleyi Okumak İçin Tıklayınız

Konsinye İhracat

Makaleyi Okumak İçin Tıklayınız

Hukuk Danışmanlığı

Makaleyi Okumak İçin Tıklayınız